Akupunkturda Açlık ve İştah Kavramları

Akupunktura göre, beslenme tarzı mide/dalak meridyeni ile ilişkilidir.
İnsanlar genel olarak yang ya da yin karakterdedir, yani biri diğerine baskındır.

Yin ve yang ayrı bir yazının konusu olmakla birlikte bu kapsamda söyleyecek olursak yang fonksiyonla, yin besin ve doku ile ilgilidir.

Yang dominant olanların daha gelişmiş bir lezzet duygusu vardır. Yemeğin tadına ve sunumuna önem verirler. Bu insanlar daha sıklıkla acıkır ama acele etmezler. Masalarında çiçek, mum gibi detaylar olabilir. Bu insanlar için yemek dostlarla paylaşılan bir tören gibidir.

Bu profilde ilgili meridyenin yang dominantlığı azaltılmalıdır.

Oysa Yin dominant insanlar yemek “yemeyi” severler. Aç olup olmamaları önemli değildir. Çok bekleyemezler. Malzemeleri tad, koku ayrımı yapmadan karıştırıp afiyetle yerler. Isıtmak bile zor gelir bazen. Genellikle yalnız yerler.

Bu profilde ilgili meridyenin yin dominantlığı azaltılır akupunkturla.

O nedenle kilo sorunu olduğunda önce bu profil tanımlanır, daha sonra gerekli akupunktur, diyet vs. yöntemlerine geçilir.

İnsanlar genel olarak yang ya da yin karakterdedir, yani biri diğerine baskındır. Yin ve yang ayrı bir yazının konusu olmakla birlikte bu kapsamda söyleyecek olursak yang fonksiyonla, yin besin ve doku ile ilgilidir.

Kısa bir bilgi daha: Mide, yang özelliği çok yüksek bir organdır, yani hareket eder. Rafine şeker yediğimizde mide yang’ı hızla yükselir ve bu yükseliş yang fazlalığını yin’e transform eder. Başa döneriz: Tekrar şekerli yiyecek arzusu.

Batı tıbbında bunun karşılığı insülin piki ve ardından gelen hipoglisemidir. Bu hastalarda tedavi mide yang’ını düşürmektir.

Akupunktur Nasıl Etki Eder?

Bu mekanizmayı iki yaklaşımla açıklamak mümkün.

Birincisi geleneksel Çin tıbbı yaklaşımıyla. Fakat bu yaklaşım, Batı tıbbına alışmış zihinlerimiz için zorlayıcı olacaktır. Başka bir yazıda bahsederiz.
O nedenle şimdilik bildiğimiz tıbbın diliyle anlatmaya çalışalım. (Bu kez de terminolojiyi tek tek açıklamak gerekecek, uzun yazmak gerekir. Kısa olabilmesi için de mecburen biraz ağdalı bir dil olacak maalesef, deneyelim.)

Akupunktur bedenimizin birçok sistemi ile etkileşime girer. Bunlardan ilki lokal etkidir ve genellikle ağrı kesici karakterdedir. Bu nasıl olur?

· Bradikinin, histamin, serotonin, preoteolitik enzimler, lökotrien, araşidonik asit, prostaglandin gibi havalı ismi olan aktif uyarıcı maddelerin salınımı ile lokal kanlanma artar.
· Limbik sistem (bu sistem endokrin sistem ve otonom sinir sistemlerini kontrol eden yapıdır.) regüle edilir
· Homeostatik dengelenme gerçekleşir
· Serotonin (eksikliğinde depresif ruh hali görülen bir madde) salınır
· Dopamin artışı olur. (Dopamin eksikliğinde öğrenme, konsantrasyon, uyku, esneklk sorunları yaşanır.)
· Lokal kanlanma artışı yaygındır.

 

Sinir sistemimize etki

· Ağrı kontrol sistemi akupunktur noktalarında iğne uygulaması ile aktive olduğunda mezensefalondan (beyinde bir bölge), çıkan nöronlar uyarılarını rafe magnus çekirdeğine (ağrı ile ilgili bir yapı) gönderirler. Buradan çıkan uyarılar, omuriliğin boynuzunda bulunan ağrı bloklayıcı komplekse inerler.

· Böylece merkezi sinir sistemi ve plazmada düzeyi yükselen enkeflinlerin (ağrı kesici bir madde) ruhsal ve psikolojik durumu düzenlemede rol aldığı belirtilmektedir.

· Enkefalinlerin antidepresan, antikonvülsif ve anksiyeteyi giderici etkilerinin olduğu bilinmektedir. Akupunktur uygulaması ile endojen opioidlere ilave olarak, merkezi sinir sisteminde serotonin düzeyinde de yükselme gözlenmiştir.

· Serotonin’in, kişinin kendini iyi hissetmesi, mutlu ve halinden memnun olması, iştahının ve seks dürtülerinin normal düzeyde olması ve psikomotor dengenin sağlanmasında etkilerinin bulunduğu belirtilmektedir.

Ayrıca bağışıklık sistemini hipofizer ve pineal bez salınımları ile regüle eder, parasempatik sistemi uyararak dinlenme fazını yoğunlaştırır, bağ dokusunu rahatlatır, eksrasellüler matrixte iyon alışverişini hızlandırır, bağırsak motilitesini düzenler.

İleri klinik kanıtlara ilgi duyanlar https://www.evidencebasedacupuncture.org sitesini ziyaret edebilirler.

Evet, biraz karışık oldu sanki ama çok basit anlatınca da tam anlaşılmıyor. Oysa akupunkturun WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından onaylanmış sayısız endikasyonu var.

Bunları da bir başka yazıda anlatalım.

REFERANSLAR

1. National Center for Complementary and Integrative Health. Acupuncture. 2016.
2. National health Interview Survey. Centers for Disease Control and Prevention. 2016.
3. Vase L, Baram S, Takakura N, Takayama M, Yajima H, et al. Can Acupuncture Treatment Be Double-Blinded? An Evaluation of Double-Blind Acupuncture Treatment of Postoperative Pain. Ozakinci G, ed. PLoS ONE. 2015; 10: e0119612.
4. Howard H Moffet. Sham Acupuncture May Be as Efficacious as True Acupuncture: A Systematic Review of Clinical Trials. The Journal of Alternative and Complementary Medicine. 2009; 15: 213-216.
5. Harris RE, Zubieta J-K, Scott DJ, Napadow V, Gracely RH, et al. Traditional Chinese Acupuncture and Placebo (Sham) Acupuncture Are Differentiated by Their Effects on μ-Opioid Receptors (MORs). NeuroImage. 2009; 47: 1077-1085.
6. A Review of the Current Acupuncture Mechanisms of Action from Both an Eastern and Western Perspective, Michael Malon and Gary Tsai, February 09, 2017
7, . Hsieh YL, Hong CZ, Liu SY, Chou LW, Yang CC. Acupuncture at distant myofascial trigger spots enhances endogenous opioids in rabbits: a possible mechanism for managing myofascial pain. Acupunct Med. 2016; 34: 302-309.