İnfertilite Tedavisinde Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp

Hızlı ekonomik gelişme, hayat tarzlarında değişiklik, çevre kirliliği, besin diye yediğimiz plastikler insanoğlunun en doğal özelliklerinden biri olan üreme fonksiyonunu da vurdu. Dünya Sağlık Teşkilatının rakamlarına göre 10 çiftten biri doğal yollardan çocuk sahibi olamıyor.

Bu durumda IVF (tüp bebek) tedavisi milyonlarca çift için umut oldu. Fakat tüm gelişen teknolojilere rağmen IVF başarısı %30’lar civarında. Ovulasyonu indüklemek için yapılan aşırı hormon yüklemesinin yan etkileri, tekrarlayan denemelerle ağırlaşan ekonomik yük de cabası.

IVF tedavisinin sonuçlarını olumlu yönde artırmak için dünyanın bir çok önemli tüp bebek merkezinde alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemleri ve özellikle de akupunktur neredeyse rutin hale geldi.

IVF tedavisinin sonuçlarını olumlu yönde artırmak için dünyanın bir çok önemli tüp bebek merkezinde alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemleri ve özellikle de akupunktur neredeyse rutin hale geldi.

Bu tedavilerin üç önemli avantajı var:

1. Zarar vermiyor
2. Doğal
3. Ekonomik

Fakat akupunktur tek yöntem değil. Hastanın profiline ve klinik duruma göre homeopati, biyorezonans, nöral terapi, fitoterapi ve hatta ayurveda IVF tedavisi sırasında veya öncesinde bebek bekleyen çiftlere hem erkek hem kadın büyük avantajlar sunuyor.

Bu yazıda alternatif/tamamlayıcı tedavinin etki mekanizmalarından kısaca bahsedip, daha sonraki yazılarda bu etkileri tek tek inceleyeceğiz.

Yapılan araştırmalara göre, bahsedilen yöntemler subfertil kadınlara uygulandığında;

• Yumurta kalitesini artırır
• Follikül oluşumu için hormon regülasyonunu sağlar
• Uterusa kan akımını ve kalınlaşmayı artırır.
• Hastanın stress düzeyini azaltır
• Uterus kasılmalarını engeller
• IVF’de kullanılan ilaçların yan etkilerinden korur
• Bağışıklık sistemini güçlendirir
• Düşük riskini azaltır

Erkek infertilitesinde ise;

· Sperm kalitesi artar
· Sperm volümü artar
· Morfolojik bozukluklar daha az görülür
· Bağışıklık sistemi güçlenir ve bölgesel kan akımı hızlanır
· Stress düzeyini düşürür

İlerideki yazılarımızda tüm bu etkilerin ayrıntısına gireceğiz.

REFERANSLAR:

· F. Jin, “He JL discussed in assisted reproductive technology in the application of Chinese medicine,” eijing Traditional Chinese Medicine, vol. 23, no. 6, p. 329, 2004.
· S. E. Huang, “Chinese medicine artificial cycle therapy with assisted reproductive technology IVF embryo implantation rate,” Guangzhou University of Chinese Medicine, vol. 23, no. 4,p. 302, 2006.
· J. F. Smith, M. L. Eisenberg, S. G. Millstein et al., “The use of complementary and alternative fertility treatment in couples seeking fertility care: data from a prospective cohort in the United States,” Fertility and Sterility, vol. 93, no. 7, pp. 2169–2174, 2010.
· R. Chang, P. H. Chung, and Z. Rosenwaks, “Role of acupuncture in the treatment of female nfertility,” Fertility and Sterility, vol. 78, no. 6, pp. 1149–1153, 2002.
· W. E. Paulus, M. Zhang, E. Strehler, I. El-Danasouri, and K. Sterzik, “Influence of acupuncture on the pregnancy rate in patients who undergo assisted reproduction therapy,” Fertility and Sterility, vol. 77, no. 3, pp. 721–724, 2002.
· L. G. Westergaard, Q. Mao, M. Krogslund, S. Sandrini, S. Lenz, and J. Grinsted, “Acupuncture on the day of embryo transfer significantly improves the reproductive outcome in infertile women: a prospective, randomized trial,” Fertility and Sterility, vol. 85, no. 5, pp. 1341–1346, 2006.
· C. Smith, M. Coyle, and R. J. Norman, “Influence of acupuncture stimulation on pregnancy rates for women undergoing embryo transfer,” Fertility and Sterility, vol. 85, no. 5, pp. 1352–1358, 2006.
· S. Dieterle, G. Ying, W. Hatzmann, and A. Neuer, “Effect of acupuncture on the outcome of in vitro fertilization and intracytoplasmic sperm injection: a randomized, prospective, controlled clinical study,” Fertility and Sterility, vol. 85, no. 5, pp. 1347–1351, 2006.
· R. Quintero, “A randomized, controlled, double-blind, cross- over study evaluating acupuncture as an adjunct to IVF,” Fertility and Sterility, vol. 81, pp. S11–S12, 2004.
· P. Magarelli and D. Cridennda, “Acupuncture and IVF poor responders: a cure?” Fertility and Sterility, vol. 81, pp. S20–S88, 2004.
· P. Magarelli, M. Cohen, and D. Cridennda, “Acupuncture and good prognosis IVF patients: synergy,” Fertility and Sterility, vol. 82, pp. S80–S81, 2004.
· D. Cridennda, P. Magarelli, and M. Cohen, “Acupuncture and in vitro fertilization: does the number of treatments impact reproductive outcomes?” Society for Acupuncture Research, vol. 301, pp. 85–88, 2005.
· P. Magarelli, D. Cridennda, and M. Cohen, “Proposed mechanism of action of acupuncture on IVF outcomes,” Fertility and Sterility, vol. 86, pp. S174–S175, 2006.
· E. Manheimer, G. Zhang, L. Udoff et al., “Effects of acupuncture on rates of pregnancy and live birth among women undergoing in vitro fertilisation: systematic review and meta-analysis,” British Medical Journal, vol. 336, no. 7643, pp. 545–549, 2008.
· L. Rosenthal and B. Anderson, “Acupuncture and in vitro fertilisation: recent research and clinical guidelines,” Journal of Chinese Medicine, no. 84, pp. 28–35, 2007.
· E. Stener-Victorin and P. Humaidan, “Use of acupuncture in female infertility and a summary of recent acupuncture studies related to embryo transfer,” Acupuncture in Medicine, vol. 24, no. 4, pp. 157–163, 2006.

Mikrobiyata Meselesi

Kilo verebilmekle bağırsak yapımızın ne ilgisi var?

Şu ilgisi var: Bağırsaklarımızda sayıları 10 trilyona yaklaşan ve 2 kg ağırlığa ulaşan bakteriler bizimle yaşıyor. Bu sayı bedenimizdeki tüm hücrelerin sayısının yüzlerce katı. Üstelik bağırsaklarımızın yüzeyi yarım futbol sahası büyüklüğünde.

Bunların %90’ı şu iki gruptan oluşuyor: Bacteriodes’ler ve Firmicutes’ler. Bu iki grubun sayılarının birbirine oranları hassas mesele. Oran Firmicutes lehine bozulduğunda kilo problemi daha da problem.

Komik olan şu ki, obezite mi bu dengeyi bozuyor yoksa bu denge bozulunca mı obezite gelişiyor, bunu henüz bilmiyoruz.

Fakat burada bir iyi haber var:
Fazla kilolarımızı verince bu denge düzeliyor. Üstelik düşük kalorili beslendiğimizde bağırsaklarımızda bakteri çeşitliliği artıyor, ki bu da iyi haber. Dolayısı ile yapılacak şey basit: Dengeli bir beslenme ile beden kitle endeksimizi 20-25 arasında sabitlemek. Yani fazla yağlardan kurtulmak. Yoksa yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan döngüsüne gireriz.

Bu konuda bir yazımız şurada.

Bağırsaklarımızda sayıları 10 trilyona yaklaşan ve 2 kg ağırlığa ulaşan bakteriler bizimle yaşıyor. Bu sayı bedenimizdeki tüm hücrelerin sayısının yüzlerce katı. Üstelik bağırsaklarımızın yüzeyi yarım futbol sahası büyüklüğünde.

Dolayısı ile kilo meselesi sadece kilo meselesi olmaktan çıkıp disbiyozis (bağırsak flora dengesinin bozulması) meselesi haline de geliyor ki bu ciddidir.

Çünkü bağışıklık sistemimizin merkezi bağırsaklarımızdır ve bu sistem sağlıksız beslenme nedeniyle bozulduğunda hastalıklara açık hale geliriz.

Neler olur, sayalım mı?
· Kramplar
· Kabızlık
· Diyare
· Yanma
· Gaz
· Besin alerjileri
· İnflamasyon
· Ağrılı eklemler
· Sivilce
· Sedef Hastalığı
· Kronik Yorgunluk
· Konsantrasyon Bozukluğu
· Anksiyete
· Depresyon
· Kandida
· Bağışıklık Problemleri
· Alerjiler
· Baş Ağrısı
· Astım
· Vitamin Mineral Eksiklikleri
…..

Görüldüğü gibi bedenimiz sonsuz dengeler içeren bir sistem. Bu sistemi en fazla bozan etmen de yanlış beslenme.
Bu kadar basit aslında.

REFERANSLAR

Ley, R. E.; Peterson, D. A.; Gordon, J. I. (2006). “Ecological and Evolutionary Forces Shaping Microbial Diversity in the Human Intestine”. Cell. 124 (4): 837–848. doi:10.1016/j.cell.2006.02.017. PMID 16497592. S2CID 17203181.
Salvucci, E. (2016). “Microbiome, holobiont and the net of life”. Critical Reviews in Microbiology. 42 (3): 485–494. doi:10.3109/1040841X.2014.962478. PMID 25430522. S2CID 30677140.
Guerrero, R.; Margulis, Lynn; Berlanga, M. (2013). “Symbiogenesis: The holobiont as a unit of evolution”. International Microbiology. 16 (3): 133–43. doi:10.2436/20.1501.01.188. PMID 24568029.
Mendes, R.; Raaijmakers, J.M. (2015). “Cross-kingdom similarities in microbiome functions”. The ISME Journal. 9 (9): 1905–1907. doi:10.1038/ismej.2015.7. PMC 4542044. PMID 25647346.
Bosch, T. C. G.; McFall-Ngai, M. J. (2011). “Metaorganisms as the new frontier”. Zoology. 114 (4): 185–190. doi:10.1016/j.zool.2011.04.001. PMC 3992624. PMID 21737250.
Poreau B., Biologie et complexité : histoire et modèles du commensalisme. PhD Dissertation, University of Lyon, France, 2014.
Sherwood, Linda; Willey, Joanne; Woolverton, Christopher (2013). Prescott’s Microbiology (9th ed.). New York: McGraw Hill. pp. 713–721. ISBN 9780073402406. OCLC 886600661.

Akupunktur Nasıl Etki Eder?

Bu mekanizmayı iki yaklaşımla açıklamak mümkün.

Birincisi geleneksel Çin tıbbı yaklaşımıyla. Fakat bu yaklaşım, Batı tıbbına alışmış zihinlerimiz için zorlayıcı olacaktır. Başka bir yazıda bahsederiz.
O nedenle şimdilik bildiğimiz tıbbın diliyle anlatmaya çalışalım. (Bu kez de terminolojiyi tek tek açıklamak gerekecek, uzun yazmak gerekir. Kısa olabilmesi için de mecburen biraz ağdalı bir dil olacak maalesef, deneyelim.)

Akupunktur bedenimizin birçok sistemi ile etkileşime girer. Bunlardan ilki lokal etkidir ve genellikle ağrı kesici karakterdedir. Bu nasıl olur?

· Bradikinin, histamin, serotonin, preoteolitik enzimler, lökotrien, araşidonik asit, prostaglandin gibi havalı ismi olan aktif uyarıcı maddelerin salınımı ile lokal kanlanma artar.
· Limbik sistem (bu sistem endokrin sistem ve otonom sinir sistemlerini kontrol eden yapıdır.) regüle edilir
· Homeostatik dengelenme gerçekleşir
· Serotonin (eksikliğinde depresif ruh hali görülen bir madde) salınır
· Dopamin artışı olur. (Dopamin eksikliğinde öğrenme, konsantrasyon, uyku, esneklk sorunları yaşanır.)
· Lokal kanlanma artışı yaygındır.

 

Sinir sistemimize etki

· Ağrı kontrol sistemi akupunktur noktalarında iğne uygulaması ile aktive olduğunda mezensefalondan (beyinde bir bölge), çıkan nöronlar uyarılarını rafe magnus çekirdeğine (ağrı ile ilgili bir yapı) gönderirler. Buradan çıkan uyarılar, omuriliğin boynuzunda bulunan ağrı bloklayıcı komplekse inerler.

· Böylece merkezi sinir sistemi ve plazmada düzeyi yükselen enkeflinlerin (ağrı kesici bir madde) ruhsal ve psikolojik durumu düzenlemede rol aldığı belirtilmektedir.

· Enkefalinlerin antidepresan, antikonvülsif ve anksiyeteyi giderici etkilerinin olduğu bilinmektedir. Akupunktur uygulaması ile endojen opioidlere ilave olarak, merkezi sinir sisteminde serotonin düzeyinde de yükselme gözlenmiştir.

· Serotonin’in, kişinin kendini iyi hissetmesi, mutlu ve halinden memnun olması, iştahının ve seks dürtülerinin normal düzeyde olması ve psikomotor dengenin sağlanmasında etkilerinin bulunduğu belirtilmektedir.

Ayrıca bağışıklık sistemini hipofizer ve pineal bez salınımları ile regüle eder, parasempatik sistemi uyararak dinlenme fazını yoğunlaştırır, bağ dokusunu rahatlatır, eksrasellüler matrixte iyon alışverişini hızlandırır, bağırsak motilitesini düzenler.

İleri klinik kanıtlara ilgi duyanlar https://www.evidencebasedacupuncture.org sitesini ziyaret edebilirler.

Evet, biraz karışık oldu sanki ama çok basit anlatınca da tam anlaşılmıyor. Oysa akupunkturun WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından onaylanmış sayısız endikasyonu var.

Bunları da bir başka yazıda anlatalım.

REFERANSLAR

1. National Center for Complementary and Integrative Health. Acupuncture. 2016.
2. National health Interview Survey. Centers for Disease Control and Prevention. 2016.
3. Vase L, Baram S, Takakura N, Takayama M, Yajima H, et al. Can Acupuncture Treatment Be Double-Blinded? An Evaluation of Double-Blind Acupuncture Treatment of Postoperative Pain. Ozakinci G, ed. PLoS ONE. 2015; 10: e0119612.
4. Howard H Moffet. Sham Acupuncture May Be as Efficacious as True Acupuncture: A Systematic Review of Clinical Trials. The Journal of Alternative and Complementary Medicine. 2009; 15: 213-216.
5. Harris RE, Zubieta J-K, Scott DJ, Napadow V, Gracely RH, et al. Traditional Chinese Acupuncture and Placebo (Sham) Acupuncture Are Differentiated by Their Effects on μ-Opioid Receptors (MORs). NeuroImage. 2009; 47: 1077-1085.
6. A Review of the Current Acupuncture Mechanisms of Action from Both an Eastern and Western Perspective, Michael Malon and Gary Tsai, February 09, 2017
7, . Hsieh YL, Hong CZ, Liu SY, Chou LW, Yang CC. Acupuncture at distant myofascial trigger spots enhances endogenous opioids in rabbits: a possible mechanism for managing myofascial pain. Acupunct Med. 2016; 34: 302-309.

Su İçsem Yarıyor

“Su içsem yarıyor” diyenlerdenseniz şunu bir okuyun.

Aynı hareketleri yapan aynı yaşta aynı kiloda, aynı cinste iki insandan biri farklı diğeri farklı mı enerji yakıyor yani? Soru bu mu?

Soru buysa, cevap maalesef “evet.”

Fakat hemen havlu atmıyoruz, çünkü metabolizma vitesini değiştirmenin yolları var.

Şunu biliyoruz: Yaşamamız için enerji, enerji için besin almamız gerekli. Sonra bu besini yağlara, proteine, karbonhidratlara filan dönüştürüyoruz bedenimizde. Buraya kadar tamam da, besinlerle aldığımız enerjinin ölçüsü neydi? Kalori. Güzel. Aldığımız kaloriyi ne yapıyoruz? 2/3’ünü hiç hareket etmesek de enerji harcadığımız alana yatırıyoruz: Bazal metabolizma. Geri kalan 1/3’ü hoplayıp zıplarken, yemek yerken, düşünürken yakıyoruz.

Basal metabolizma hızını tam olarak ölçebilmek için indirekt kalorimetre denen cihazlar yavaş yavaş hekim muayenehanelerine girecektir.

Ne kadar kalori almamız gerekir?

Basit. Erişkin bir insan kilosunu 35 ile çarparak alması gereken ortalama kaloriyi “kabaca” hesaplayabilir. (Büyüme çağında bunun 3-4 katıdır ihtiyaç)

Diyelim ki 70 kilosunuz. O halde 70X35=2.450 kalori. Nokta.

Burada anahtar kavram “oksijen”. Çünkü vücuda aldığınız her litre Oksijen ile 5 calori yakarsınız. Dolayısı ile açık havada egzersiz çok önemli. Kapalı mekanlarda yapılan egzersizlerle karşılaştırılamaz

Kilomuz fazla ise bunu azaltacağız, bu kadar basit. Fazla kilomuz olup olmadığını ise vücut kitle endeksimizi hesaplayarak bulabiliriz. Sonuç 25 altında değilse sorun var demektir. Madde bir: Aldığınız enerjiyi dengelemeniz gerekir. Bu öyle bir denge olmalı ki, ne vücut kıtlık var deyip kendini yavaşlatmamalı, fakat enerji alımı da abartılmamalı. Günlük ihtiyacı hesaplayıp bunun %70’ini parçalara bölerek almak akıllıca bir yol olabilir.

Burada anahtar kavram “oksijen”. Çünkü vücuda aldığınız her litre Oksijen ile 5 calori yakarsınız. Dolayısı ile açık havada egzersiz çok önemli. Kapalı mekanlarda yapılan egzersizlerle karşılaştırılamaz.

İki: Tiroid fonksiyonlarınıza baktırın. Tiroid düşükse metabolizma yavaşlar.

Stress enerji tüketimini artırır ama verdiği zarar burada saymakla bitmez. Uzak durun.

Vücut bileşimi: Ne kadar çok kas kitlesi o kadar enerji harcama, ne kadar yağ kitlesi o kadar yavaş enerji harcama. Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan hesabı.

Kötü haber: Yaşlandıkça bazal metabolizma düşer. Yaşlanmayın!

O halde çözüm basit: Bu iş sadece yiyecek kısarak olmaz. Özellikle açık havada kardio denen, nabzınızı 1.7 kat artıran ve hafif terleten egzersiz en idealidir.

Ve yaktığınız yağlardan çıkan azotlu ürünleri atmak için bol su.